maltepe escort bayan tuzla escort bayan ensest porno rus porno xnxx porno hikaye rus porno kuşadası escort bayan denizli escort bayan bodrum escort bayan canlı casino
‘Deprem Yönetmeliğine Ne Kadar Uyduk’

‘Deprem Yönetmeliğine Ne Kadar Uyduk’

BİNDAG Başkanı Semiramis Karaarslan: 1971 depreminden sonra geçen 50 yılda neler oldu? 1975 yılında Deprem Yönetmeliği çıkarıldı. Buna ne kadar uyduk?

‘Deprem Yönetmeliğine Ne Kadar Uyduk’
‘Deprem Yönetmeliğine Ne Kadar Uyduk’ Mustafa TUNÇ
Bu içerik 183 kez okundu.

Bingöl ve İzmir’de yaşanan depremlerin ardından toplanan Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri(BİNDAG) Yönetim Kurulu, dernek bünyesinde kurulan arama kurtarma ekibinin teyakkuz halinde olduğunu açıkladı.

Dernek yönetimi adına açıklamalarda bulunan BİNDAG Başkanı Semiramis Karaarslan, deprem mastır planının acilen uygulanması gerektiğini vurgulayarak, “Ekonomiyi sarsmamak için uygulamaların yapılması, binaların yapımında özellikle farklı döşeme yüksekliğinin olmamasına dikkat edilmesi, güçlendirmesi tespit edilen mevcut binaların acil güçlendirilmelerinin yapılması, yeni yapılacak binaların deprem yönetmeliğine göre yapılması tek çaremiz. Evlerimizin değeri düşecek, emlakçılarda düşük değer gösterilecek diye bina etüdü yaptırmaktan kaçınıyoruz. Çürük binaların kiraya verilmesi veya satılması yasaklanırsa bina sahipleri zorunlu olarak binalarının yıkımını, güçlendirmesini ve yeniden yapımını gerçekleştirecektir. Bunun için de kolaylaştırıcı şartlar uygulanmalı diye düşünüyorum” dedi.

Arama kurtarma ekiplerinin teyakkuz halinde olduğunu söyleyen Karaarslan, “Bingöl’de de geçtiğimiz hafta 4 şiddetinde 2 deprem yaşadık. Ve biz BİNDAG (Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri) Derneği arama-kurtarma ekibimiz ve yönetim olarak hem Bingöl ve hem de İzmir depremi için teyakkuz halinde olup Bingöl AFAD’la sürekli iletişim halindeyiz. Zira biz STK’lar Afet Koordinasyon Merkezine destek olmak durumundayız. Verilen tüm görevleri gönüllü profesyonel ekibimizle yerine getirmek durumundayız.” Dedi.

1971 ve 2003 Bingöl Depremlerinin ardından deneyim kazanıldığını söyleyen Karaarslan, “Deprem farkındalığını yaratmak için yaptığımız çalışmalarda “Hocam depremi konuşmayalım. Depremi konuştukça deprem geliyor” diyorlar bana. Ben de onlara “deprem oldukça konuşuyoruz ve deprem gerçeğini alacağımız önlemlerle korkmadan konuşmalıyız” diyorum. 1971 ve 2003 depremini yaşayan bizler yaşayarak deneyim sahibi olduk. Öncüler, artçılar, fay hatlarını öğrenir olduk uzmanlarından dinleyerek ve eğitimler alarak...

1971 depreminden sonra geçen 50 yılda neler oldu? 1975 yılında Deprem Yönetmeliği çıkarıldı. Buna ne kadar uyduk? 1999 Gölcük depreminde, 2003 Bingöl depreminde yaşananlar... Çeltiksuyu YİBO ve Korkmaz Apartmanında bizzat enkaz çalışmalarına katılan bir kişi olarak, yaşadığımız acı... Burada yaşadığımız acının aynısı İzmir Doğanlar, Rıza Bey, Emrah Apartmanı… Ve tarifi yapılamayan acıyı aynı şekilde yaşayan aileler... Acının ne milliyeti, ne kim olduğu ve nereli olduğu fark etmeden… Çünkü insan paydasıdır bizi birbirimize bağlayan…” ifadelerini kullandı.

Yapı stokunun dayanaklığına değinen Karaarslan açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Deprem öldürmez, yapılar öldürür diyordu bir sohbetimizde rahmetle andığım Deprem Baba Ahmet Mete Işıkara… Uzmanlar “Yapı Stokuna ve Yapı Yönetmeliğe göre yapıldığı takdirde can kayıpları olmayacaktır” diyor. Bürokraside bu konuyla ilgili çok ciddi çalışmalar var. 1999 Depremi sonrası hazırlanan deprem yönetmeliğiyle afet miladı yaşandı. Bu tarihten sonra birçok adımlar atıldı. Bilimsel veriler ortaya kondu. Uygulamaya gelince yeterli mi? Bunu sorgulamamız gerekiyor kendimize… Kullandığımız demir, malzeme ve temele gerekli önem veriyor muyuz? Zemin etüdü yaptırıyor muyuz? Bir afet yaşayınca zemin etüdü yaptırmaya karar veriyoruz. Ertesi gün unutuyoruz binamızın sağlam mı, çürük mü olduğu konusunu… Bir bina yerle bir olurken, yanındaki binanın bir çatlak almadığını görüyoruz ama bizim binamız sağlam mı diyenimiz sadece afeti yaşarken düşünülüyor. Yapı Denetimlerini sıklaştırılması, bina yapılırken malzemelerin yönetmeliğe uygun olması, 10 cm’lik bir değişimin bile binanın dayanıklılığını bozduğunu biliyor muyuz? Kolonların dayanıklılığı, güçlendirme yapılmışsa güçlendirmenin doğruluğunu biliyor muyuz?

Deprem olunca konuşuyor, birkaç gün sonra unutuyoruz. Oysa Japonya’da olduğu gibi ayda bir kez olmak üzere halkla birlikte tatbikat yapılmalı. Deprem anında Afet Toplanma alanlarında toplanılmalı. Bu tatbikatlar her hafta ayrı bir mahallede ve ciddiyetle yapılmalı. Dolaplar duvara sabitlenmeli, herkesin cebinde veya çantasında minik bir düdük ve minik bir fener olmalı. Ve de Acil Afet Çantası... Bunların hepsi tatbikatlarda anlatılmalı. Zira ülkemizde bir deprem gerçeği var ve bizler korkmadan bu gerçek ve alacağımız önlemlerle yaşamak zorundayız. Depremin ne zaman olacağı belli değil ama alacağımız önlemler bellidir.”

İzmir’deki arama kurtarma faaliyetlerinde Türkiye yakın tarihinde zihinlere kazınan “sesimi duyan var mı?” cümlesini yeniden duyduğumuzu hatırlatan BİNDAG Başkanı Semiramis Karaarslan, “İzmir’de yaşanan AFAD’ın 6.6, Kandilli Rasathanesi’nin 6.9 şiddetindeki bildirdiği depremin acısını yüreğimizde hissettik. Sabahlara kadar yatmayıp mucize öykülerini gözyaşları arasında izledik. Bu saate kadar enkazın altında kahraman arama-kurtarma ekipleri durmaksızın umut aradı, bir ses bekledi, nefesler tutuldu ve sevinç çığlıkları yükseldi zaman zaman. “Sesimi duyan var mı?” Mucize öyküleri, yaşama tutunanları ve heyecanla bekleyişleri gece sabaha kadar İzmir’den kilometreler uzakta olsak da birlikte izledik onların yanında olamasak da… Zira insan olmanın gereğidir her nerede, her kim olurlarsa olsunlar acı çekenlerle birlikte empati kurarak, o acıyı yürekte hissetmek. Dün komşumuz Elazığ, bugün bizden kilometrelerce uzakta olan İzmir. Kahraman AFAD, UMKE, KIZILAY, İTFAİYE, JAK, ve birçok kurtarma ekipleri arasında Soma’dan gelen maden işçileri de vardı ve canla başla çalışıyorlar hala… Büyük korku, panik yaşanan depremde kaybettiğimiz canlara rahmet, yarılılara acil şifa diliyor, geçmiş olsun İzmir diyoruz.

Ancak bir seferberlik ilan ederek toparlanabiliriz… Biz STK’lar korkutmadan, onları paniğe sürüklemeden, sürekli halka afet bilincini vermeliyiz. “Depremi konuşmayalım, deprem olur.” düşüncesini yıkmalıyız. Her an deprem olacakmış gibi önlem alıp, hiç olmayacakmış gibi hayata güle, söyleye devam etmeliyiz. Bilinçli olmak hem bizi ve hem de sevdiklerimizin hayatta kalmasını ve mutlu olmasını sağlayacaktır. Bingöl Doğal Afet Gönüllüleri olarak pandemi felaketinin son bulduğu Afetsiz günler dileği ile en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyorum.” İfadelerini kullandı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tır Devrildi, Sürücü Yara Almadan Kurtuldu
Tır Devrildi, Sürücü Yara Almadan Kurtuldu
Hastane çalışanı Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti
Hastane çalışanı Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti