maltepe escort bayan tuzla escort bayan ensest porno rus porno xnxx porno hikaye rus porno kuşadası escort bayan denizli escort bayan bodrum escort bayan canlı casino
‘itibar Suikastı, Sosyal Medya Üzerinden Yürütülmektedir’ Kartal Masöz Kurtköy Escort

‘itibar Suikastı, Sosyal Medya Üzerinden Yürütülmektedir’

Türk Eğitim-Sen Bingöl Şube Başkanı Sedat Dursun’un ‘Bingöl Üniversitesinde mobbing’ iddialarına Eğitim-Bir-Sen Bingöl 2 No’lu Üniversite Şubesinden cevap: Bu itibar suikastı, bilgi ve belge kirliliği içerisinde teşkilatlı bir şekilde sosyal medya ve çeşitli mekanizmalar üzerinden yürütülmektedir.

‘itibar Suikastı, Sosyal Medya Üzerinden Yürütülmektedir’
‘itibar Suikastı, Sosyal Medya Üzerinden Yürütülmektedir’ Mustafa TUNÇ
Bu içerik 667 kez okundu.

Türk Eğitim-Sen Bingöl Şube Başkanı Sedat Dursun’un Bingöl Üniversitesinde vekil dekanın bir araştırma görevlisine mobbing uyguladığını iddia etmiş, yargı yollarına başvuracaklarını açıklamıştı. Dursun, iddialarında Bingöl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Vekil Dekanı Prof. Dr. Mehmet Çiftçi’nin kendisine kayıtsız şartsız itaat edenleri koruyup kolladığı, bunu kabul etmeyen personeli dışladığı, sırf ders ücretinden mahrum bırakmak için ders dağılımında haksızlıklar yaptığı iddialarında bulunmuştu.

Dursun, iddialarını şu yönde devam ettirmişti:

‘‘Soruşturma açtığı Kimya Bölümünde görevli bu asistandan hıncını alamayan Vekil Dekan, asistanın başka yere görevlendirmesini talep etmiş, durumun farkında olan Rektörlük bu şahsı sırf Vekil Dekandan korumak için 6 aylık periyodlarla 2 defa Merkezi Laboratuvara, son olarak da Ziraat Fakültesi Laboratuvarına görevlendirmiştir. Üniversitelerde genelde görev sürelerinin uzatılması teamül olarak 2 veya 3'er yıllık şeklinde yapılırken Vekil Dekan bu Araştırma Görevlisinden yine hıncını alamamış olacak ki, Araştırma Görevlisinin görev süresini son iki kararnamede 6'şar ay olarak uzatmış ve en son tesis ettikleri kararname ile de görev süresini 19/01/2020 tarihi itibari ile uzatmamışlardır.’’

Eğitim-Bir-Sen Bingöl 2 No’lu Üniversite Şubesi, Dursun’un iddialarına, ‘‘Bu itibar suikastinin arkasında birliğimize ve dirliğimize kasteden bazı kişi ve yapılarla yürütüldüğünü düşünüyoruz.’’ Şeklinde yanıt vererek konu ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

Dursun’un iddiaları itibar suikasti olarak nitelendirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

‘‘Bu itibar suikasti, bilgi ve belge kirliliği içerisinde teşkilatlı bir şekilde sosyal medya ve çeşitli mekanizmalar üzerinden yürütülmektedir. Özellikle son iki yıldır, üyelerimizden birçok akademik ve idari personele yönelik karalama faaliyetleri bu kişilerin niyet ve arzusunu ortaya koymaktadır. Üniversite içinde pervasızca hareketler, sosyal medyadaki fütursuzca paylaşımlar bunu doğrular niteliktedir. Üniversitede sağlıklı bir işleyiş ve birlikte iş yapma performansına gölge düşüren bu tür çıkışları tasvip etmiyoruz ve ilgili mercilerin karalama ve tezyif kapsamına giren bu tür çabalara uygun zaman ve zeminde müdahale etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Tüm bunlardan şu anlaşılıyor ki bu tür olumsuz girişim ve paylaşımların üniversitemiz üzerinde farklı hesapları ve emelleri olan örgütsel yapıların ekmeğine yağ sürmektedir. Bu faaliyetleri icra eden kişi ya da kişilerin üniversitede bazı kulislerde ve mahkeme tutanaklarında geçen ifadelerinin yazım yanlışına kadar bazı sosyal medya hesaplarında kullanılması akışın kirli bir mecraya hizmet ettiğini göstermektedir. Ters algı operasyonu ile maalesef kimi üniversite yöneticilerimiz ve sendika üyelerimiz FETÖ terör örgütüyle yaftalanmış, çeşitli şikayet yollarına başvurulmuştur. Her seferinde eli boş dönen bu kişi ve yapıların  iddialarının boş, mesnetsiz, iftira ve karalamalardan ibaret olduğu yargı kararları ile de tescillenmiştir. Ancak, FETÖ terör örgütüne destek çağrıştıran bu kişilerin yargılanması gerekirken, karalama ve iftira yapan bu kişiler hakkında herhangi bir işlem tesis edilmemesi bunlara cesaret vermektedir.’’

‘‘Prof. Dr. Mehmet ÇİFTÇİ Hocamızın aleyhinde yapılan yalan, iftira ve karalama dolu bu açıklamada;

- Bilime katkı sunması gereken personellerin bilim dışı uğraşlar içerisine girip bilim insanlarını da meşgul etmenin önüne geçmeye çalışmanın,

- Mesai kavramını kötüye kullanmayı adet haline getirenleri uyarmanın,

- Fakülte ve üniversiteye akademik ve idari katkı sağlamalarını talep etmenin,

- Diğer akademik-idari personellerin ve öğrencilerin huzurunu bozucu faaliyetler içerisinde bulunmalarına engel olmanın,

- Torpil, önceleme ve imtiyaz peşinde koşanların önüne geçilmesinin mobbing uygulamak olarak ifade edildiğini ve bu şekilde yansıtıldığını maalesef görmüş olduk. Bu durum bir mobbing değil,  aslında bütün yöneticilerin asli vazifesidir. Kamuoyuna mobbing olarak yansıtılan bu durum, bir imtiyazın önüne geçilmesi olarak anlaşılmaktadır.

Sayın Dekanımızla basına yansıyan durumun aslını konuştuğumuzda işin zannedilenden çok farklı olduğunu görmüş olduk. Herhangi bir konuda açıklama yapılırken tek taraflı değil, konuya bahis karşı tarafın da dinlenip duruma göre yalan ve iftira içerip içermediği değerlendirilir. Oysa Sayın Dekan ile ilgili yapılan bu haberin iyi niyetten uzak, yanlı, yanlış ve iftiralarla dolu olduğu görülmektedir. Bahse konu duruma yönelik açıklama yapanlar, iyi niyete sahip olarak olaya yaklaşım sergilemiş olsalardı, konuya yönelik ortaya atılan iddiaların belgelerle, raporlarla kendilerine izah edilip ispat edileceğini görmüş olacaklardı. Ancak bu kişilerin, yalan ve iftira dolu iddialara alet olduğunu, üniversitemizin ve fakültemizin itibarına leke sürülmesine alet olduklarını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.’’

‘‘Öncelikle “atıldı” denilen kişi, keyfi bir uygulama sonucu değil; Doktora eğitimini aldığı Üniversite olan Atatürk Üniversitesi tarafından BAŞARISIZ bulunduğu için ve akademisyenlik için gerekli olan bilimsel hiçbir faaliyeti bulunmadığının yanında, Araştırma Görevliliğinin gerektirdiği hiçbir vasfı da yerine getirmediği için süresi uzatılmamış olduğu tarafımıza iletilmiş ve bunun da kamuoyu ile paylaşmasının uygun olduğunu düşünüyoruz.

Görev süresi kriterlere bağlı uzatılmayan bu kişi, üniversitemizin huzur ve sükununa yönelik faaliyetler içerisinde yer alan kişilerle birlikte fakülte içerisinde birçok akademisyen ve idarecinin çalışmalarını engelleyici faaliyetler içerisinde bulunmuş, ilgi ve alakaları bulunmamalarına rağmen çeşitli terör örgütleri ile yaftalayıp birçok mercilere karalama amaçlı şikâyette bulunmuştur. Bu şikâyetlerinin hiçbir dayanağı olmadığı yargı kararları ile de sabit olmuştur. Buna rağmen üniversite personelleriyle uğraşmaya devam etmiş ve bilimsel çalışmalar yapmalarına engel olacak şekilde faaliyetlerini sürdürmüştür. Sadece Bölüm başkanı ve Dekanı olan sayın Prof. Dr. Mehmet ÇİFTCİ Hocayı bile  (CİMER, adliye, YÖK, Üniversite, Ombudsmanlık birimi vb. yerlere) 35 kere karalamalarla şikâyet etmesine rağmen, hiçbirinde de istediği olumlu bir sonuç elde edememiştir. Bu şahıs, rektörlük tarafından görevlendirildiği başta merkezi laboratuvar olmak üzere, diğer fakültelerde de personellerle uğraşmaya devam etmiştir. Tüm bunlara rağmen, bu şahsın sözleşmesi, kanunlar gereği bilimsel faaliyetler bağlamında değerlendirilmiş, gerek doktoradan atılması, gerek üniversiteye bilimsel ve idari katkıda zayıf kalması göz önünde bulundurularak ilgili kurullar tarafından sözleşmesinin uzatılmaması kararlaştırılmıştır. Kanunlar gereği yapılan bir işlemin bile mobbing ve işten atılma diye yansıtılması, hakikatleri tersyüz etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Açıklamayı yapanların net bilgi sahibi olmadan açıklama yapması ve bu iftiralara alet olması da, ayrıca düşündürücüdür.’’

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Otobüs Kazasında Hayatını Kaybedenlerin Cenazeleri Ailelerine Teslim Edildi
Otobüs Kazasında Hayatını Kaybedenlerin Cenazeleri Ailelerine Teslim Edildi
7 Ayda 11.3 Milyon Dolarlık İhracat
7 Ayda 11.3 Milyon Dolarlık İhracat